top of page

Depresyonda mıyım, Yoksa Başka Bir Şey mi?


Uzun süredir yorgunsanız, hiçbir şeyden keyif almıyorsanız ve bu halin bir adı olsun istiyorsanız, akla ilk gelen kelime depresyon oluyor. Bunda şaşılacak bir şey yok; çünkü bu belirtilerin herkesin bildiği tek karşılığı o.

Net cevabı baştan vereyim: her çökkünlük depresyon değildir. Aynı belirti, tamamen farklı bir kaynaktan doğabilir.

Klinik deneyimim gösteriyor ki psikiyatrideki asıl mesele hemen bir tanı koyup ilaç başlamak değil, bu kaynağı ayırt etmektir. Çünkü belirtiler benzese bile, altta yatan durum değiştiğinde doğru tedavi de değişir. Aşağıda depresyonla en sık karıştırdığım tabloları anlatıyorum.


Tükenmişlik depresyondan nasıl ayrılır?

Yorgunluk vardır. İsteksizlik belirgindir. Dışarıdan bakıldığında tablo depresyona çok benzer.

Ama sebebi duygudurumun çökmüş olması değildir. Uzun süredir taşınan yükün artık ağır gelmeye başlamasıdır. Yani sorun kişinin ruhsal düzeninde değil, sürdürülemez hale gelmiş bir yaşam düzenindedir. Bu ayrım önemlidir, çünkü sürdürülemez bir düzenin yorgunluğu, o düzen değişmeden geçmez.


Yas bir depresyon mudur?

İçe çekilme olur. Ağlama olur. Bu iki belirti tek başına bakıldığında depresyon tanısını akla getirir.

Ama yasta duygular her zaman donuk değildir; özellikle kaybın etrafında son derece canlıdır. Kişi kaybettiği şeyden söz ederken duygusal olarak kapanmaz, tam tersine açılır. Bu tablo bir depresyon değil, henüz işlenmekte olan bir vedadır. Ve vedanın kendi süresi vardır.


"Hiçbir şeyden keyif almıyorum" her zaman depresyon mudur?

Bazı kişiler hayatın anlamsız göründüğünü, hiçbir şeyden tat almadıklarını söyler. Ama dikkatle bakıldığında bu halin bir başlangıcı yoktur.

Depresyonda dönemsellik vardır: bir başlangıç, bir kötüleşme, bir düzelme. Burada ise dönemsellik yerine süregelen bir boşluk hissi vardır. Bu bir depresyon atağı değil, kişilik ve bağlanma özellikleri üzerinde oluşmuş süreğen bir ruh halidir. Ayrımı yapmak kritiktir, çünkü atağı hedefleyen bir tedavi süreğen bir hali çözmez.


Kronik kaygı neden depresyon gibi görünür?

Motivasyon düşer. Enerji azalır. Kişi sönük görünür.

Ama altta çökkünlük değil, yılların bitmeyen gerilimi vardır. Sürekli tetikte kalan bir zihin enerjisini hızlı tüketir, ve bir süre sonra dışarıdan bakan biri bu tükenmeyi çökkünlük sanır. Burada asıl tedavi edilmesi gereken şey enerjinin azlığı değil, enerjiyi tüketen tetikte kalma halidir.


Travma sonrası donukluk depresyonla nasıl karışır?

Duygudan kopma vardır. Kişi kendini boş ve donuk hisseder. Bu tablo depresyonla en kolay karışan tablolardan biridir.

Ama bu donukluk depresyon kaynaklı değildir; koruyucu bir kapanmadır. Beden tehlikeden uzaklaşmış olsa bile sinir sistemi buna henüz ikna olmamıştır. Kapanma, işlevini sürdüren bir korumadır — ve korumayı bastırmaya çalışmak, koruduğu şeyi ortadan kaldırmaz.


Bu ayrım neden bu kadar önemli?

Çünkü aynı belirtiler farklı gerçekleri işaret edebilir, ve tedavi belirtiye göre değil kaynağa göre planlanır.

Asıl klinik ustalık depresyon tanısı koymak değildir; depresyon görüntüsünün nereden geldiğini ayırt edebilmektir. İyi tedavi tanıyı değil, kaynağı hedef alır.


Kendinize sorabileceğiniz soru

Bir uzmana gitmeden önce yapabileceğiniz bir ayrım var. Kendinize şunu sorun:

"Bu hal ne zaman başladı — belirli bir olayla mı, yoksa hep var mıydı?"

Bu iki cevap farklı yollara çıkar. Belirli bir dönemde, belirli bir olayın ardından başladıysa, o olayın ne olduğu ve neyi zorladığı önem kazanır. Hep var olduğunu, hatırladığınız kadarıyla hep böyle hissettiğinizi söylüyorsanız, bakılması gereken yer bir atak değil, süregelen bir örüntüdür.

Bu ayrımı kendi içinizde yapmış olmanız, ilk görüşmede en çok işe yarayan bilgiyi vermenizi sağlar. Çünkü psikiyatrik değerlendirmede belirtinin kendisinden daha belirleyici olan şey, o belirtinin ne zaman ve neyin ardından ortaya çıktığıdır.

Uzm. Dr. Alper Baş — Psikiyatri ve Psikoterapi

Yorumlar


bottom of page