top of page

Psikiyatriste Gidersem İlaç Yazar mı?

Bu soruyu soran çoğu insan, bunu kendi merakından sormuyor. Birinden duyduğu için soruyor: "Aman gitme, hemen ilaç yazarlar." Cümle o kadar sık tekrarlanıyor ki, bir psikiyatristle görüşmeyi düşünen hemen herkesin aklına bir yerde takılıyor. Tereddüt etmeniz anlaşılır; çünkü kimse, ne olacağını bilmediği bir kapıdan rahat girmez.

Net cevabı baştan vereyim: hayır, psikiyatriste yapılan her başvuru ilaçla sonuçlanmaz.

Klinik deneyimim gösteriyor ki psikiyatride asıl zor olan ilaç yazmak değildir — zor olan, ne zaman yazmamak gerektiğine karar vermektir. Çünkü her belirti bir hastalık değildir, ve her sıkıntı ilaçla çözülmez.


Yaşadığınız şey bir hastalık mı, yoksa hayatın kendisi mi?

Muayeneye gelen kişilerin bir kısmı, tanı konabilecek bir tabloyla gelir. Bir kısmı ise hayatın içinden gelir.

Kayıplar, uyum zorlukları, bir ilişkinin krize girmesi, yaşam geçişleri... Bunlar tanıdan öte birer deneyimdir. İnsanın bunlar karşısında sarsılması bir bozukluk belirtisi değildir, çünkü sarsılmamak zaten beklenen bir şey değildir.

İşte bu ayrımı yapmak, psikiyatrik değerlendirmenin en önemli kısmıdır. İlaç gerekip gerekmediğine karar vermek, reçete yazmaktan çok daha fazla beceri ister.


Psikiyatrist hangi durumlarda ilaç yazmaz?

Bunu dört başlıkta toplayabilirim.

Belirtiler hafifse ve işlevselliğiniz korunuyorsa. İşinize gidebiliyor, ilişkilerinizi sürdürebiliyor, günlük hayatınızı yürütebiliyorsanız ve sıkıntınız daha çok düşünce, davranış ve ilişki örüntüleriyle ilgiliyse — burada ilk adres çoğu zaman ilaç değil, psikoterapidir. Çünkü sorun bir kimyasal dengesizlikten çok, tekrarlayan bir örüntüden kaynaklanıyordur.

Rahatlamak ile fark etmek karıştığında. Bazen danışan doğrudan ilaç ister. Bu gayet anlaşılır bir istektir; huzursuzluk taşımak yorucudur. Ama bazen ihtiyaç duyulan şey ilaçla rahatlamak değil, ilaçsız fark etmektir. Her huzursuzluk bastırılacak bir belirti değildir — bazı huzursuzluklar, henüz adı konmamış bir şeyin habercisidir.

Tıbbi bir engel varsa. Eşlik eden hastalıklar, halihazırda kullandığınız ilaçlarla etkileşim ihtimali, gebelik gibi özel durumlar. Bazen ilaç yazmamak en doğru tıbbi karardır. Kaş yapayım derken göz çıkarmak, bir hekimin en son isteyeceği şeydir.

İlacın yapabileceklerinin sınırında kalındığında. İlaç öğretmez, anlamlandırmaz, ilişki kurmaz. Doğru yerde çok değerlidir; yanlış yerde ise gereksiz, hatta zararlı olabilir.


Peki ilaç yazmıyorsa psikiyatrist ne yapar?

Bu soru, ilk sorudan daha önemli aslında.

Dinler. Ayırt eder. Tanı koyar, ya da koymaz. Gerekiyorsa yönlendirir, gerekiyorsa psikoterapiyi kendisi üstlenir. Bazen bir süre bekleyip izlemeyi önerir — ve bekleyip izlemek de bir tedavidir, hiçbir şey yapmamak değil.

Bir psikiyatristin görevi her belirtiyi bastırmak değildir. Görev, neye müdahale edip neye etmeyeceğini bilmektir. Reçete yazmadan çıktığınız bir görüşme, boşa geçmiş bir görüşme anlamına gelmez; çoğu zaman tam tersine, en doğru tıbbi kararın verildiği görüşmedir.


İlk görüşmeye gitmeden önce

Size bir ayrım öneriyorum. Randevuya gitmeden önce kendinize şunu sorun:

"Benim asıl derdim, ortadan kaldırmak istediğim bir belirti mi — yoksa anlamlandıramadığım bir dönem mi?"

Bu ikisi farklı şeylerdir ve farklı yollara çıkar. Belirti tarif ediyorsanız (uyuyamıyorum, kalbim çarpıyor, konsantre olamıyorum), tabloyu netleştirmek gerekir. Bir dönem tarif ediyorsanız (her şey değişti, kendim gibi hissetmiyorum, nedenini bilmiyorum), önce o dönemin haritasını çıkarmak gerekir.

Bu ayrımı kendi içinizde yapmış olmanız, görüşmeye ne istediğinizi bilerek girmenizi sağlar. Ve doğrusunu söylemek gerekirse, tedavi kararını en çok şekillendiren şey de budur — sizin ne yaşadığınızı ne kadar açık anlatabildiğiniz.

Yanlış olan psikiyatriste gitmek değildir. Yanlış olan, gitmeyi düşündüğünüz halde, ne olacağını bilmediğiniz için yıllarca beklemektir.


Uzm. Dr. Alper Baş — Psikiyatri ve Psikoterapi

 
 
 

Yorumlar


bottom of page