top of page

Gittiğim Psikiyatrist Bana Uygun mu? Devam mı Etmeliyim?

İlk görüşmeden çıkıp bu soruyla kalmak çok yaygın. Kötü bir şey olmamıştır, ama iyi bir şey olduğundan da emin değilsinizdir. Bu tereddüt anlaşılır; çünkü çoğu insanın psikiyatrik görüşmeyle ilgili bir kıyas noktası yoktur, ve kıyas noktası olmayan bir deneyimi değerlendirmek zordur.

Net cevabı baştan vereyim: bu karar hislerle değil, birkaç somut işaret üzerinden verilir.

Klinik deneyimim gösteriyor ki insanlar bu kararı çoğu zaman "kendimi iyi hissettim mi" sorusuyla veriyor. Oysa iyi hissetmek ile doğru değerlendirilmiş olmak farklı şeylerdir. Aşağıdaki başlıklar, bu ikisini ayırmanıza yarayacak işaretler.


Anlaşıldığınızı hissettiniz mi?

Bu, en önemli göstergedir.

Her şeyi anlatmış olmanız gerekmez; ilk görüşmenin süresi buna zaten yetmez. Ama görüşme bittiğinde sorununuzun doğru yerden ele alındığını hissettiyseniz, o görüşme işini görmüştür. Anlaşılmak, ayrıntıların tamamının aktarılmasıyla değil, doğru ayrıntının fark edilmesiyle olur.


Size bir çerçeve sunuldu mu?

Tanı ve tedavi konusunda bir belirsizlik olabilir. Psikiyatride bu normaldir, tablo zamanla şekillenir.

Ama belirsizlik ile belirsiz bırakılmak aynı şey değildir. İyi bir muayene, "şu ihtimalleri değerlendirelim, gerekirse şu adımları atacağız" gibi bir çerçeve sunar. Yani sonuç net olmayabilir; yol net olmalıdır.


Verilen kararların gerekçesi açıklandı mı?

Başlanan ya da başlanmayan her kararın bir gerekçesi vardır ve bunu anlayabiliyor olmanız gerekir.

"Şu nedenle başlayalım" ya da "şu nedenle bekleyelim" açıklaması yapılır. Gerekçesini bilmediğiniz bir tedaviyi sürdürmek zordur; çünkü ilk zorlukta o kararı savunacak olan sizsiniz.


Sorularınıza yer açıldı mı?

Soru sormak zorunda değilsiniz. Bazı kişiler ilk görüşmede soru soracak durumda olmaz, bu da gayet anlaşılırdır.

Ama sorduğunuzda kısaca geçiştirilen değil, anlaşılır biçimde yanıtlanan bir görüşme olmalıdır. Sorunun nasıl karşılandığı, cevabın içeriğinden daha çok bilgi verir.


Sonraki sürecin nasıl ilerleyeceği söylendi mi?

İlk görüşme her şeyi çözmez. Bunu beklemek gerçekçi değildir.

Ama sonrasında nasıl ilerleneceğinin belirsiz bırakılmaması gerekir. İyi bir değerlendirme, en azından bir yön ve bir izlem çerçevesi sunar. Bir sonraki adımı bilmeden çıktığınız görüşme, iyi geçmiş olsa bile eksik kalır.


Rahatlamış mı, netleşmiş mi hissediyorsunuz?

Bu ayrım, listedeki en önemli maddedir.

Geçici rahatlama, doğru değerlendirme yapıldığı anlamına gelmez. Konuşmak insanı rahatlatır; bu rahatlama gerçektir ama klinik bir ölçüt değildir. İyi bir görüşmeden sonra genellikle ne olduğu ve ne yapılacağı daha nettir. Rahatlama tek başına kalıyorsa, elinizde henüz bir değerlendirme değil, iyi geçmiş bir sohbet var demektir.


Bu süreç sizin için sürdürülebilir mi?

Doğru yaklaşım tek başına yeterli değildir; aynı zamanda sürdürülebilir olmalıdır.

İletişim tarzı, görüşme sıklığı, ücret, ulaşım — bunların hepsi süreci etkiler ve konuşulması ayıp olan şeyler değildir. Çünkü tedavi, ancak devam edebildiği ölçüde etkilidir. En doğru tedavi planı bile sürdüremediğiniz noktada işlevini kaybeder.


Karar verirken

Her görüşmenin mükemmel geçmesi gerekmez ve tek bir görüşmeye bakarak verilen kararlar çoğu zaman erkendir.

Ama şu ayrımı yapmanızı öneriyorum. Görüşmeden çıktıktan sonra kendinize sorun:

"Kafam bu görüşmeden önce mi daha karışıktı, sonra mı?"

İyi bir görüşmeden sonra kafanız daha karışık değil, daha nettir. Netlik, sorunuzun tamamen çözülmüş olması demek değildir; ne olduğunu ve ne yapılacağını daha iyi biliyor olmanız demektir.

Bu ayrımı yapmış olmanız, kararınızı hisse değil bir gözleme dayandırmanızı sağlar. Ve doğrusunu söylemek gerekirse, tedaviye devam kararını en sağlıklı şekilde veren kişiler, kendilerini nasıl hissettiklerine değil, kafalarının ne kadar netleştiğine bakanlardır.


Uzm. Dr. Alper Baş — Psikiyatri ve Psikoterapi

 
 
 

Yorumlar


bottom of page